Havuz ve Göz Sağlığı

 

 

Havaların ısınması ve yaza aylarının gelmesi ile birlikte serinlemek için yüzme havuzlarını tercih edenlerimiz çoğalacak. Özellikle yoğun iş yaşantısı ve giderek kısalan tatil süreleri nedeniyle artık pek çok çalışan uzun tatillere çıkmak yerine, hafta sonları veya hafta içleri mesai sonralarını havuz kenarında geçirmeye çalışıyor. Böylece hem güneş ışınlarından yararlanarak vücuttaki D vitamini depolarımızı dolduruyor, hem de biraz olsun yoğun iş hayatımızda stres atmış oluyoruz. Çocuklar için yüzme havuzları, hatta su kaydırakları neşeli hafta sonu dinlenceleri oluyor, anne-babaları ile birlikte vakit geçirebildikleri güzel zamanların aracı oluyor.

 

Havuzbaşında ve güneş altında göz sağlığımızı korumak için nelere dikkat etmeliyiz?

Havuzda geçirdiğimiz zaman aslında havuz başında başlıyor. Havuz dışında ve güneş altına mutlaka uygun koruma özelliklerine sahip güneş gözlüğü takmamız gözlerimizi korumak için çok önemli. Çocuklarımıza da küçük yaştan itibaren güneş gözlüğü takma alışkanlığı kazandırmamız gerekiyor. Çünkü güneş ışınlarının göz üzerindeki zararlı etkileri (katarakt, kuş kanadı, korneada yaşlılık halkası, göz çevresi derisinde kanserler, vb) genellikle uzun zaman sonra ortaya çıkıyor. Güneş gözlüğü alırken ultraviolet (mor ötesi) ışınları kestğiine dair sertifikası olanları ve Avrupa Birliği güvenlik kriterlerine uygunluğu gösteren CE belgeli ürünler tercih etmelidir. Erken yaşlardan itibaren güneş gözlüğü kullanarak gözlerimizi güneşin zararlı ışınlarından koruyabiliriz.

 

Havuzda göz sağlığımızı tehdit edenler neler?

Havuzların temizliği ve hijyeni için alınan önlemleri hepimiz biliyoruz; klor ve diğer dezenfektanlar havuz suyundaki mikroorganizmaların yokolması için kullanılıyor. Buna karşın gene de havuz suyundan kaynaklanan göz enfeksiyonlarına, hatta bunların salgınlarına tanık oluyoruz. Bunlara sebep olan organizmalar havuz suyunda klor ve diğer dezenfektanların azalması durumunda çoğalıp enfeksiyon nedeni oluyorlar. Özellikle adenovirüs adı verilen mikroorganizma şaşırtıcak kadar dayanıklı olması sayesinde, havuz sularında enfeksiyon salgınlarının başlıca nedeni olabiliyor. Bu enfeksiyonlar tipik olarak içinde bulunduğumuz bahar ve yaz aylarında sıklaşıyor. Adenovirüsler en sık üst solunum yolu enfeksiyonu yapmakla birlikte gözde ağır seyreden konjonktivitlere, ishallere ve kulak enfeksiyonlarına da neden olabiliyor. Ayrıca alerjik bünyesi ve bahar nezlesi olan kişilerde havuzdaki klor ve diğer dezenfektanlar alerjiye neden olabiliyor.

 

Havuzda göz sağlığımızı korumak için neler yapılabilir?

Öncelikle havuzların bakımında temizlik ve hijen kurallarına uyulduğunu sorarak, yani havuz seçerek işe başlanabilir. Havuz suyunda önerilen pH değeri 7.2 ila 7.8 aralığında, serbest klor seviyesi de milyonda 1 ila 3 aralığında olmalı. Bunun yanında alınabilecek kişisel önlemlerle havuz suyunun hijyenine katkıda bulunabiliriz. Örneğin hasta olduğumuzda (ishal, konjonktivit, üst solunum yolu enfeksiyonları) havuza girmemeliyiz. Böylece bizden kaynaklanabilecek mikroorganizmaların havuza ulaşmasına engel oluruz. Havuza girmeden murlaka sabunlu suyla duş almalıyız. Böylece havuz suyunun asit oranını (pH) değiştirmemiş oluruz ve havuz suyundaki klor ve diğer dezenfektanlar bizi daha iyi korurlar. Havuzda geçirdiğimiz her 1 saat sonunda tekrar duş almamız, vücudumuzdan havuza geçecek ter ve diğer salgıları azaltacak ve havuz suyunun dengesini koruyacaktır. Havuza girmeden veya aralarda tuvaleti kullanırsak mutlaka ellerimizi sabunla yıkamalı, havuza girmeden önce ayakları sterilize eden sulardan geçirmek önerilerimiz arasındadır.

Kişisel önlem olarak, havuza girerken havuz gözlükleri kullanılabilir. Böylece gözlerimizin havuz suyuyla mümkün olduğunca az temas etmesini sağlarız. Adenovirüs gibi mikrobik ajanlar vücuda girerken sıklıkla ağız ve solunum yollarını kullanırlar; bu nedenle havuz suyunu içmemek, ağız ve burnumuzda dolaştırmamak oldukça önemlidir.